Sever Sauna

Sauna kurulum montaj satış hizmetlerinde lider firma

Haz-30-2013

Bunları biliyormuydunuz?

Posted by admin under Genel

İlk halk saunası 1936 Berlin olimpiyatlarında Finli sporcuların tepkisi üzerine olimpiyat köyüne acil olarak sauna inşa edilmiştir. Diğer ülkelerden gelen sporcular ilk Berlin de kullandıkları saunanın dünyaya yayılmasında büyük önem taşımışlardır.

Finlandiya’da beş milyon kişi yaşamaktadır ve iki milyonun üzerinde sauna mevcuttur.

Finliler Sauna seansı sonrası şoklama için çok doğal yöntemler kullanmaktadırlar; Saunadan çıkıp koşarak önceden buzunu kırdıkları göle atlarlar. Göl veya nehir yoksa karın üstüne yatarlar.

Şirketler saunaya kendilerini temsil etmekte büyük önem verir, yabancı misafirlerini veya potansiyel iş ortaklarını yemeğe ve sauanaya davet ederek ağırlarlar.

Yaz mevsiminde sauna kullanmak çok ciddi gereksinimdir. Çünkü yaz mevsimine gün içerisinde oluşan ter tene yapışır ve gözenekleri kapatır, derinin nefes almasını engeller. Keselenme veya liflenme sadece derinin yüzeyi temizler, deride kapanan gözenekleri açmak sadece sauna ile mümkündür.

En küçük sauna; 1 m2 ye sauna yapılır ama 1.5 m2 nin altında sauna yapılmaması tavsiye edilir.

Ev tipi en büyük sauna; ekonomik olması (Sauna maliyeti + elektrik) için 6.5 m2 tavsiye edilir.

Sauna keyfine bir banyo veya duş ile başlamak iyi fikirdir, fakat vücudunun kuru, teninizin hafif nemli olması gereklidir.

Saunadan çıkınca 2-4 bardak su içilmelidir.

Saunada sadece oturarak 15 dakika 2 seans yapmakla kolayca 300-600 kalori yakılabilir.

Saunanın bazı formları diğer kültürlerde de mevcuttur, Rusların banya, Amerika yerlilerinin sweat lodge (ter odası) veya inipi, Türklerin hamam, Japonların onsen isimli sıcak buhar banyosu bunlara örnektir.

Finlandiyalılar saunayı en azından buz çağından beri kullanmaktadır.

Ter, neredeyse idrarla aynı elementleri içerir ve bu yüzden de cilt bazen üçüncü böbrek olarak adlandırılır.

Sıcak taşların üzerine su atarak buhar elde etmemize rağmen, saunaya “buhar odası” diyemeyiz.

Kamuya açık havuzlarda yüzenler hijyenik önlemlere mutlaka riayet etmelidirler. Yüzme havuzuna güneş yağı girilmemeli ve mutlak süretle havuza girilmeden önce duş yapılarak iyice temizlenilmelidir.

Havuzda en çok kirliliği saç yapar. Bütün aletleride saç bozar. Bu sebepten dolayı havuza, mutlaka bone ile girilmelidir.

Yüzme havuzları haftada bir gün yüzenlere kapatılarak dinlendirilmeli ve haftalık bakım yapılmalıdır.

Havuz suyu kışın boşaltılmamalıdır. Kışın havuzların suyu dolu olarak bırakılmalıdır.

Eski Yunanistan’da “Konuşmasını ve Yüzmesini Bilmiyor” sözünün büyük bir hakaret sayıldığını, bu yüzden çıkan tartışmaların cinayete kadar gitmekteymiş.

Yüzme sporunun doğum yerinin İngiltere adalarıdır, 1837 yılında Londra’da açılan bir havuzda 1860 yılında Arthur Trudgen adında bir ingilizin G. Amerikada öğrendiği kulaç atmayı gençlere öğretmekle bir devrime öncülük yapmış ve hemen arkasından 1872’de Manş Denizi ilk defa geçilmiştir.

Londra’daki ünlü British Museum’da bulunan bir tarihi kabartmada Uygur Türklerinin bugünkü modern “krav1” stilini daha o zamanlardan tatbik edilmiş.

VIII. (M.Ö.) Asur-Babillileri yüzme sporu ile uğraşmış, Hun Türkleri de yüzme ve kürek sporu yaparlarmış.

Osmanlı döneminde en yaygın olan kulaç şekillerinden biri “KARADENİZ KULAÇ” olarak adlandırılırmış, bu stilin daha seri yapıldığını bir başka kulaç şekline de “DEVR-İ MAHMUDUYE KULACI” derlermiş.

Osmanlı döneminde tramplene benzeyen yüksek yerlerden atlanılır, atlama sırasında havada bağdaş kurarak suya düşülürmüş. Bu stilin ismine de “ÇÖMLEKLEME” denilmekteymiş.

Türkiye’de ilk yüzme havuzunun Ekrem Reşit Bey’in şahsi gayretleriyle “Şirket-i Hayriye Müessesesi” tarafından Büyükdere’de inşa ettirilmiş, bu havuzun 50 metre genişliğinde yapılmışı ve 1931 yılında hizmete açılmıştır.

1934 yılında Rusya’daki bir müsabakaya spor tarihimizde ilk defa güreşçi Abbas Sarıkaya’nın tramplen atlama müsabakalarına katılmıştır.

Adana yüzme havuzunun 1939’da 50×22 m. boyutlarında yapılmıştır ve Türkiye’deki olimpik ölçülere uygun ilk havuzdur.